TARİH TEKERRÜR EDİYOR MU ?
- Telegram
Tarih tekerrür ederken Türker vekil ne tarafta?
Türkiye'nin siyasi tarihinde bazı partiler vardır. Seçim kazanırlar, iktidar olurlar; sonra unutulurlar. ANAP gibi, DYP gibi, DP gibi...
Bir de CHP vardır. İktidar olur, muhalefet olur, kapatılır, yeniden açılır, yenilir, ayağa kalkar. Ama hiçbir zaman siyasi hayatın dışına düşmez.
Aradaki fark yalnızca aldığı oy değildir; taşıdığı tarihtir.
9 Eylül 1923'te kurulan Cumhuriyet Halk Partisi, sıradan bir siyasi hareket olarak doğmadı. Kurtuluş Savaşı'nı zafere ulaştıran kadronun siyasal örgütüydü. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte devletin kurucu iradesi hâline geldi. Hukuk devriminden kadın haklarına, eğitim reformundan laiklik ilkesine kadar Türkiye'nin temel dönüşümlerinde bu siyasal iradenin imzası vardı.
Bu nedenle CHP'nin geçmişi yalnızca seçim sonuçlarıyla ölçülemez. Onun tarihi, Cumhuriyet'in tarihiyle iç içedir.
İşte tam da bu yüzden CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi merkez oluşturmak, Türkiye'de her zaman sanıldığından daha zor olmuştur.
Yakın tarih bunun örnekleriyle doludur.
Bülent Ecevit, DSP'yi kurdu ve iktidara kadar yürüdü. Ancak Ecevit sonrasında parti hızla etkisini kaybetti.
Murat Karayalçın yeni bir yol denedi; başarılı olamadı.
Tuncay Özkan büyük iddialarla Yeni Parti'yi kurdu; beklenen karşılığı bulamadı.
Emine Ülker Tarhan, Anadolu Partisi ile yeni bir merkez oluşturmayı hedefledi; girişim kalıcı olmadı.
Mustafa Sarıgül, Türkiye Değişim Partisi'ni "yeni başlangıç" sloganıyla kurdu; süreç yeniden CHP çatısı altında sonlandı.
Muharrem İnce, Memleket Partisi ile önemli bir toplumsal heyecan yakaladı; ancak bu girişim de CHP'nin yerine geçemedi.
Çünkü mesele yalnızca yeni bir parti kurmak değildi. Asıl mesele, yüz yılı aşan bir siyasal hafızanın yerine yeni bir aidiyet inşa edebilmekti.
Bugün CHP, yine tarihî bir kırılmanın eşiğinde.
Özgür Özel'in CHP'den ayrılarak yeni bir parti kurması, Türk siyasetinde yeni bir sayfa açtı. Ancak bu kez önceki örneklerden farklı bir durum söz konusu. Ayrılan isim, CHP Genel Başkanlığı yapmış ve partisini yerel seçimlerde birinci parti konumuna taşımış bir lider.
Böylesi dönemlerde gözler yalnızca genel başkanlara değil, milletvekillerine de çevrilir. Çünkü tarihî kırılma anlarında sessizlik de bir tercihtir.
Peki Bolu Milletvekili Türker Ateş nerede duruyor?
Şimdilik ne net bir destek veriyor ne de açık bir karşı duruş sergiliyor. Eski ticaret odası başkanlığından kalan alışkanlıkla olsa gerek; siyasette de önce havayı koklayıp sonra pozisyon almayı tercih ediyor. Ticarette bu yöntem kazandırabilir. Ama siyaset bazen bilanço değil, duruş meselesidir.
Tarih de çoğu zaman rüzgârın yönüne bakanları değil, zor zamanda tarafını belli edenleri yazar.
Çünkü bu tür kırılma anlarında belirleyici olan yalnızca liderlerin tercihleri değildir. Asıl belirleyici olan, seçmenin,seçilenin tarihsel aidiyetidir.
CHP'yi diğer partilerden ayıran en önemli özellik de budur.
Siyasi partiler zamanla seçmenin kimliğinin bir parçasına dönüşür. CHP'nin en büyük gücü de tam burada yatmaktadır.
Bu partiye oy veren milyonlar için CHP yalnızca bir seçim tercihi değil, Cumhuriyet'in kuruluş hikâyesiyle kurulan tarihsel bir bağdır. Bu bağı koparmak, yeni bir logo tasarlamaktan çok daha zordur.
Elbette siyaset kesin hükümler kaldırmaz. Toplum değişir, kuşaklar değişir, şartlar değişir. Bugün imkânsız görünen yarın mümkün olabilir.
Ancak bugüne kadar yaşananlar tek bir gerçeği göstermektedir: CHP'den ayrılarak kurulan partiler, kurucularının karizmasıyla yola çıktı.
CHP ise kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mirasıyla yürümeye devam etti.
İşte iki yol arasındaki en büyük fark da budur.
Bugün herkes aynı soruyu soruyor:
Özgür Özel bu tarihî döngüyü kırabilecek mi?
Bu sorunun cevabını zaman verecek.
Ama bir soru daha var:
Tarih tekerrür ederken, Türker Vekil hangi tarafta duracak?
Tarih, sadece yeni partiler kuranları değil; kritik eşiklerde duruş sergileyenleri de yazar.
