CEVAPSIZ SORULARA VATANDAŞ NE DİYOR ?

CEVAPSIZ SORULARA VATANDAŞ NE DİYOR ?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Bolu bir sabah uyandı.
Şehrin belediye başkanı tutuklanmıştı.

Ardından beklenen ikinci adım geldi:
Görevden uzaklaştırma.

Dosyanın adı ağır: “İcbar suretiyle irtikap.”

Hukuk dilinde bu, kamu gücünü kullanarak menfaat sağlamak anlamına geliyor.

Kağıt üzerinde mesele bu.

Ama Bolu’da konuşulanlar dosya numarası değil.
Bolu’da konuşulan şey sandık.

Çünkü Tanju Özcan bu şehrin belediye başkanlığı koltuğuna yüzde 56 oyla oturdu.

Yani Bolu’daki her iki seçmenden biri değil…
Daha fazlası onun adının yanına mühür bastı.

Dolayısıyla ortada yalnızca bir adli dosya yok.

Ortada sandıktan çıkmış bir iradeyi seçen insanların hakkı var.
Seçme ve seçilme hakları olduğu gibi, olup biteni en saf ve en duru hukuk diliyle değil, halk diliyle bilme hakları da var.

İşte bu yüzden sorular büyüyor.

Bolu’nun yarısından fazlasının oyunu almış bir belediye başkanı tutuklanıyor.

Ama şehir hâlâ dosyanın ne olduğunu tam olarak bilmiyor.

Ne olmuş?
Kim ne istemiş?
Kimden istemiş?
Nasıl istemiş?

Kim kimi zorlamış?

Para mı talep edilmiş?
Bağış mı istenmiş?
Reklam anlaşması mı dayatılmış?

Vatandaş bu soruların cevabını açık ve sade bir dille duymak istiyor.

Çünkü adalet yalnızca tecelli etmekle kalmaz,
aynı zamanda görünür de olmalıdır.

Şeffaflık olmazsa dedikodu büyür.
Sessizlik olursa söylenti çoğalır.

Dosyada adı geçen başka başlıklar da var:

Kurulan bir vakıf…
Düzenlenen bir gala…
O gala etrafında oluşturulan bir onur kurulu…
Ve o vakfın üyeleri.

Peki bu insanlar nerede?
Neden kimse çıkıp “O gün ne oldu?” demiyor?

Neden tek bir net açıklama yok?

Toplumun güvenini zedeleyen şey çoğu zaman suçlama değil, belirsizliktir.

Bolu yakın geçmişte hükümet partisinin Tanju Özcan ile ilgili savcılığa teslim ettiği çok “büyük dosyalar” da gördü.

Bin sayfalık klasörler…
Koli koli belgeler…

Manşetleri süsleyen iddialar…

Sonra ne oldu?

Bazıları mahkeme sürecinde dağıldı.
Bazıları sessizce kapandı.

Ve Tanju Özcan ikinci döneminde, tüm siyasi partilerin toplam oyunun 10 puan üzerinde oy aldı.

İşte bu yüzden Bolu’da bugün şu soru soruluyor:

Ya bu dosya da yarın çökerse?

Eğer iddialar mahkeme sürecinde dayanamazsa, bugün yaşanan tablo nasıl açıklanacak?

Çünkü adalet sistemi yalnızca suçluyu cezalandırarak değil,
masumu koruyarak da ayakta kalır.

Aksi halde toplumun adalete olan inancı zedelenir.

Şehirde konuşulan bir başka ayrıntı da operasyonun şekli.

Şehir merkezindeki bir operasyonda jandarma görev aldı.

Normal koşullarda şehir içi adli operasyonları polis yürütür.

Peki burada neden jandarma vardı?

Yetki devri mi yapıldı?
Yoksa özel bir tercih miydi?

Bu sorunun cevabı da henüz açıklanmış değil.

Bir başka başlık Tanju Özcan’ın geçmişi.

Dört dönem milletvekilliği yapmış bir siyasetçi.
Üstelik hukukçu. Avukat.

Böyle birinin kendisini doğrudan “irtikap” suçlamasına götürecek bir hukuki hatayı fark etmemesi gerçekten mümkün mü?

Eğer iddialar doğruysa bu ciddi bir siyasi intihar olur.

Ama iddialar doğru değilse…

O zaman çok daha büyük bir tartışma başlar.

Ve o tartışma yalnızca bir belediye başkanını değil,
adalet sistemine duyulan güveni de içine alır.

Bugün Bolu sokaklarında konuşulan şey hukuk kitapları değil.

Daha basit bir cümle var.

Gazeteci arkadaşlar sokak röportajlarında halka soruyor:
“Tanju Özcan olayı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce başkan suçlu mu?”

(Bu röportajlara yerel gazete ve televizyonlardan ulaşmak mümkün.)

Vatandaş diyor ki:
“Başkan suçsuz.”
“Başkan ihtiyaç sahiplerine burs veriyormuş.”

Bu bir mahkeme kararı değil.

Ama toplumların en hassas terazisi bazen mahkeme salonlarının dışında kurulur:
Halkın vicdanında.

İşte bu yüzden bu süreç yalnızca bir soruşturma değildir.

Bu süreç aynı zamanda bir güven testidir.

Çünkü adaletin en büyük gücü ceza vermek değil,
toplumun ona inanmasıdır.

Eğer insanlar adaletin gerçekten tarafsız ve şeffaf olduğuna inanmazsa…

En doğru karar bile şüpheyle karşılanır.

Bolu bugün tam da böyle bir eşikte duruyor.

Bir yanda içeriği tam olarak bilinmeyen bir mahkeme dosyası.

Diğer yanda sandıktan çıkmış yüzde 56’lık bir seçmen iradesi ve merakı.

Sizce kim haklı?

Yorum yazın
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Adem Evcil yazıları