Halkçılık Limited Şirketi

Halkçılık Limited Şirketi
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Biz bu filmi daha önce gördük.

Fragman aynı.

Lansman aynı.

Oyuncular değişiyor sadece.

Bir tarafta “temiz siyaset” nutukları…

Öbür tarafta para sayma makineleri hakkında uzmanlaşmış kadrolar.

Bir tarafta “kul hakkı” cümleleri…

Öbür tarafta ihale takip sistemleri.

Bir tarafta “israf haramdır” pankartları…

Öbür tarafta metres katalogları...

Memlekette siyaset artık fikir işi değil.

Organizasyon işi.

Kim kimi nereye yerleştirecek, kim nereye ne yerleştirecek belli değil…

Kim hangi belediyeden ne koparacak…

Kim hangi koltuğa hangi akrabayı oturtacak…

Resmen aile şirketleri gibi yönetiliyor belediyeler.

Vatandaş nereye gitse, soy ağacı çıkıyor karşısına; özellikle belediyelerde.

Özel kalem dayıoğlu.

Danışman bacanak.

Müdür enişte.

İhale tanıdıkta.

Tek bir eksik var: Belediye girişine “Sülale dışında personel alınmamaktadır” tabelası asmaları.

Sonra çıkıp “liyakat” diyorlar.

Tabii canım.

Bu ülkede liyakat zaten hep tesadüfen soyadına denk geliyor.

Son günlerde özellikle CHP etrafında dönen meseleler ise ibretlik bir belgesel gibi.

Yıllarca ne anlattılar millete?

“Biz farklıyız.”

“Biz ahlaklıyız.”

“Biz hesap soracağız.”

Sonra bir bakıyorsun…

Ortada para kuleleri.

Delege savaşları.

Bitmeyen iç hesaplaşmalar.

Belediyeler ve vekillerin çevresinde dönen tuhaf, girift, nahoş ilişkiler.

İnsan ister istemez soruyor:

Bu mu yeni siyaset anlayışı?

Çünkü eskiden ideoloji konuşulurdu.

Şimdiyse kumandalı sadakat konuşuluyor.

Eskiden memleket meseleleri vardı.

Şimdi kim kimin adamı meselesi var.

Parti binaları desen, yarısı PR ajansı, yarısı casting ofisi gibi.

Bir bakıyorsun…

Halkçılık anlatan adamın saati, vatandaşın üç yıllık maaşı.

Emek edebiyatı yapanın çocuğu Londra’da.

Tasarruf anlatanın konvoyu beş araç.

Vekil adaylıkları, başkan adaylıkları dolar, Euro kurunda...

Sonra dönüp vatandaşa “sabredin” diyorlar.

Millet zaten sabır taşı olmuş.

Kirayı görünce sabrediyor.

Marketi görünce sabrediyor.

Faturayı görünce sabrediyor.

Bir de üstüne siyasetteki bu romantik komediyi izliyor.

Bakın…

Bu millet saf olabilir (temiz anlamında) ama aptal değil.

Kimin samimi olduğunu görüyor.

Kimin sadece kamera açılınca halkçı olduğunu görüyor.

Gerçek karakterlerin seçim otobüsünde, miting meydanlarında değil, makam odasında ortaya çıktığını biliyor.

Mikrofon ve kamera kapanınca başlayan tatlı hayat önemlidir.

Bazı siyasetçiler için ideoloji sadece ambalaj!

İçinden;

Rant.

Kavga.

Koltuk savaşı.

Menfaat ortaklığı.

Şantaj.

Montaj.

Makyaj...

çıkan bir ambalaj; gerisi sadece tıraş.

Özellikle yerel taşra siyasetinde muhalefetin içindeki pislikler ayrı dert, iktidarın içindeki eyyamperestler ayrı dert.

Şehirler küçük; herkes birbirini tanıyor, biliyor...

Bunlar birbirine “Yolsuz, ahlaksız, hırsız” diyor…

Sonra aynı masada fotoğraf veriyor.

Sonra neyin pazarlığı yapılıyor belli değil.

Taşrada siyaset öyle bir yere geldi ki…

Dürüst adam haber değeri taşıyor artık.

Çünkü normal olması gereken şeyler anormal hâle geldi.

Ve en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz?

Hepsi “Millete hizmet” diyor.

Tabii canım, tabii ki inandık...

Sadece milletin hangi kısmı olduğu biraz karışık.

Yorum yazın
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Adem Evcil yazıları