Bolu'da 'müjde siyasetinin' sağlık iflası
- Telegram
Bolu’da sağlık konuşulurken artık kimse “müjde” kelimesine inanmıyor.
Neden mi? Bu şehir müjdeyi çok duydu.
Ama hastaneyi hiç görmedi.
Yıllardır aynı sahne oynanıyor.
Bakan müjde veriyor.
Milletvekili müjde veriyor.
İl başkanı müjde veriyor.
Ne hikmetse sonuç bir türlü gelmiyor.
Bir günlüğüne bakan geliyor.
Hem de en sorunlu hastaneye.
Kameralar kuruluyor.
Hastaneler süsleniyor.
Koridorlar parlatılıyor.
Tabelalar siliniyor.
Evet, sadece bir günlüğüne.
Sonra ne oluyor?
Bakan gezdiriliyor.
Memnuniyet pozları veriliyor.
“Sağlıkta büyük adımlar” deniyor.
Arka arkaya “müjde” açıklamaları patlatılıyor.
Ve sonra…
Bakan gidiyor.
Süsler sökülüyor.
Yamalar açılıyor.
Sözler unutuluyor.
Takip etmek Bizim İsmail'e kalıyor.
Gerçek, tokat gibi Bolu'lu hemşehrilerimizin yüzüne çarpıyor.
Gelelim çıplak gerçeğe.
Bolu’nun hastaneleri yorulmuş durumda.
Bolu’nun sağlık sistemi tükenmiş halde.
Yetmiyormuş gibi iki hastane daha kapatılıyor.
Biri kadın doğum.
Biri merkez.
Sağlıktaki bu vahim tablo kimse için yeni değil.
Depremin üzerinden 27 yıl geçti.
Bu binaların riskli olduğu bugün ortaya çıkmadı.
Yıllardır rapor vardı.
Yıllardır uyarı vardı.
Yıllardır biliniyordu.
Peki ne yapıldı?
Müjde verildi.
Siyasetçiler kürsüye çıktı.
“Takipçisiyiz” denildi.
“Programa alındı” denildi.
Program doldu.
Ama Bolu yine bomboş kaldı.
Fizik Tedavi Hastanesi’nin temeli hâlâ ortada.
Yıllardır yapılacak deniyor.
Çaresizlik anıtı Karacasu'da duruyor.
O temel artık bir umut değil.
İhmalin betonlaşmış hali.
Bu sürecin sessiz ama en net özeti.
Bugün gelinen noktada yük nereye binecek?
Tıp Fakültesi Hastanesi’ne.
Köroğlu Devlet Hastanesi’ne.
Zaten zor ayakta duran iki yapı.
Şimdi üç kat hasta.
Üç kat yük.
Üç kat kaos.
İyi izleyin şimdi birileri çıkıp yine diyecek ki: “Vatandaş mağdur edilmeyecek.”
Ama mağduriyet tam olarakta budur.
Planlamadan kapatmak.
Yenisini yapmadan eskisini devre dışı bırakmak.
Yükü artırıp sistemi mucizeyle ayakta tutmaya çalışmak.
Bu yönetim değil.
Bu idare bile değil.
Bu, sorunu halının altına süpürmektir.
Rektör ne yapsın?
Sağlık İl Müdürü ne yapsın?
Bütçe yok.
Yetki yok.
Araç yok.
Önlerine yıkılmış bir sistem bırakılıyor,
Sonra da “yönetin” deniliyor.
Bolu bunu hak etmiyor.
Bu şehir fotoğraf istemiyor.
Bu şehir ziyaret istemiyor.
Bu şehir süslü sözler istemiyor.
Bu şehir çalışan bir hastane istiyor.
Artık şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi?
Neden kandırılıyoruz?
Bizden söylemesi bu kafayla giderseniz askere zor alırsınız tezkere...
