OLAN BİR ŞEYLE OLMAYANI NASIL ÖDEYEMEZSİN
- Telegram
Burası TÜRKİYE...
Vatandaşın borcu var.
Ödemek istiyor.
Ama sistem, "Ödeyemezsin." diyor.
Trajikomik mi?
Hayır.
Bu, onbinlerce insanın günlük yaşadığı bir gerçek.
Adamın arabası var, evi, tarlası, arsası...
Satsa borcunun büyük kısmını hatta tamamını kapatacak.
"Haczi kaldırın, satayım, paranızı alın." diyor.
Olmaz.
"Peki siz satın." diyor.
O da olmaz.
Sonra aynı telefon...
Aynı mesaj...
Aynı avukat...
Aynı bloke...
"Borcunuzu ödeyin."
Nasıl?
Malı satmasına izin vermiyorsun.
Sonra da borcunu ödemesini bekliyorsun.
Bu, çözüm üreten bir sistem değil; sorunu büyüten bir bürokrasi anlayışıdır.
Vergi dairesi,belediye,banka alacağını elbette tahsil etmelidir.
Kimsenin buna itirazı yok.
Ancak tahsilat ile kilitlemek aynı şey değildir.
20 bin lira borcu olan bir vatandaşın hesabında 50 bin lira para varsa, yapılması gereken bellidir.
Nasıl ki habersiz bloke koyma yetkin varsa yine habersiz
20 bin lirayı tahsil edersin.
Dosyayı kapatırsın.
Hayat normal akışına devam eder.
Ama hesabın tamamına bloke koyduğunuzda, o kişi maaş ödeyemez, ticaret yapamaz, çekini karşılayamaz.
Borçlu olduğu için değil...
Çalışmasına izin verilmediği için.
Daha da çarpıcı örnekler var.
Beş milyon lira borcu olan bir kişinin, on milyon liralık arsası ipotekli.
"İzin verin satayım, borcumu kapatayım." diyor.
Olmaz.
Peki icra satsın.
O da yıllarca sürüyor.
Bu süreçte faiz işliyor.
Borç büyüyor.
Mal değer kaybediyor.
Vatandaş zor durumda kalıyor.
Devlet ise alacağını zamanında tahsil edemiyor.
Kaybeden herkes oluyor.
Sadece Bolu'da konkordato sırası bekleyen firmaların isimlerini duysanız şaşırırsınız.
İnşaat şirketleri...
Sanayi kuruluşları...
Yıllardır üretim yapan, istihdam sağlayan, vergi veren işletmeler...
Bugün mahkeme koridorlarında ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Bu sadece birkaç firmanın sorunu değildir.
Ekonomik baskının üretim üzerindeki ağır yükünün en somut göstergesidir.
Devlet güçlü olmak zorundadır.
Ancak güçlü devlet, vatandaşını çıkmaza sürükleyen değil; sorunları çözen devlettir.
Alacağını en kısa sürede tahsil eden...
Üretimin devamını sağlayan...
Ticareti durdurmayan...
İnsana nefes aldıran devlettir.
Çünkü kilitlenen ekonomi, tahsilatı da kilitler.
Bir de cezalar...
Trafikte ceza...
Ormanda ceza...
Dağda ceza...
Şehirde ceza...
Nereye baksanız bir yaptırım.
Elbette kurallar olacak.
Elbette ihlalin karşılığı yaptırım olacak.
Ama devletin sözlüğünde "uyarı" diye bir kelime de olmalı.
İlk refleks ceza değil, rehberlik olmalı.
Vatandaşını önce bilgilendiren, sonra uyaran, en son cezalandıran anlayış toplumsal güveni güçlendirir.
Bugün vatandaş devletten ayrı bir taraf değildir.
Devlet de vatandaşın karşısındaki bir güç değildir.
İkisi aynı bütünün parçalarıdır.
Vatandaş borcunu ödeyebildiğinde devlet kazanır.
Şirket üretmeye devam ettiğinde devlet kazanır.
Esnaf kepenk kapatmadığında devlet kazanır.
Bu nedenle yapılması gereken çok açık.
Borcun kadar tahsil et.
Fazlasını bloke etme.
Teminat altındaki malların, borçlunun talebiyle hızlı şekilde satılabilmesini sağlayacak yasal düzenlemeleri hayata geçir.
Hayatı zorlaştıran değil, çözümü kolaylaştıran uygulamalar geliştir.
Devleti güçlü kılan şey, dosyaların kabarması değil; alacağını zamanında tahsil edebilmesi, üretimin devam etmesi ve vatandaşın sisteme olan güveninin korunmasıdır.
