Bolu'nun kazandığı sadece bir rektör değil, bir vizyon
- Telegram
Bazı atamalar vardır, sadece bir koltuğun sahibini değiştirir.
Bazıları ise bir şehrin geleceğine dair beklentiyi.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde yaşanan değişim işte tam da bu kategoriye giriyor.
Çünkü üniversitenin başına gelen isim, yalnızca akademik kariyeriyle tanınan bir profesör değil.
Türkiye'nin savunma sanayiinin en stratejik kurumlarından biri olan ROKETSAN'ın yönetim kurulu başkanlığını yürütmüş, büyük ölçekli teknoloji projelerinin ve stratejik kararların merkezinde yer almış bir isim.
Bu ayrıntı, sanıldığından çok daha önemli.
Çünkü bugün üniversiteler artık yalnızca ders anlatan kurumlar değil.
Bilgi üreten...
Teknoloji geliştiren...
Patent alan...
Sanayiyle birlikte çalışan...
Şehrin ekonomisini dönüştüren merkezler.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde üniversiteler, bulundukları şehirlerin en büyük kalkınma motorudur.
Biz ise uzun yıllar üniversiteleri sadece mezun veren kurumlar olarak görmeye alıştık.
Oysa artık yeni bir dönemin içindeyiz.
Bilimle üretimin birbirinden ayrılmadığı bir dönem.
İşte Prof. Dr. Faruk Yiğit Hocamızın en büyük gücü de tam burada yatıyor.
Çünkü savunma sanayiinde görev yapmak, yalnızca roket üretmek değildir.
O kültür; planlama demektir.
Disiplin demektir.
Ar-Ge demektir.
Yüksek teknoloji demektir.
Uluslararası rekabet demektir.
Sonuç odaklı yönetim demektir.
Kısacası büyük düşünmeyi bilmektir.
Bugün Gerede'deki stratejik savunma sanayii tesisinin ROKETSAN bünyesine katılması, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişinin yeni halkalarından biri olarak görülüyor.
İşte böyle bir dünyanın içinden gelen bir isim, bugün Bolu'nun en önemli bilim kurumunun başında.
Bu tesadüf değildir.
Bu, Bolu adına önemli bir fırsattır.
Çünkü şehirler artık yalnızca yollarıyla, binalarıyla ya da meydanlarıyla yarışmıyor.
Şehirler bilgiyle yarışıyor.
Teknolojiyle yarışıyor.
Nitelikli insan kaynağıyla yarışıyor.
İnovasyonla yarışıyor.
Ve bu yarışın lokomotifi üniversitelerdir.
Prof. Dr. Faruk Yiğit Hocamızın göreve başladıktan sonra yaptığı açıklamalarda en çok öne çıkan kavramlar da bunun işaretidir.
Bilim...
Uluslararasılaşma...
Sanayi iş birlikleri...
Araştırma...
Üretim...
Bunlar kulağa hoş gelen sloganlar değil.
Doğru yönetildiğinde bir üniversiteyi, ardından bir şehri dönüştürebilecek hedeflerdir.
Bolu'nun bugün en büyük şansı da budur.
Yıllarca teknoloji üreten kurumların en üst yönetiminde bulunmuş bir ismin tecrübesinden faydalanabilme imkânı.
Bir üniversite bazen yeni binalarla büyür, bazen kadrolarla...
Ama asıl büyüme, düşünceyle olur.
Yeni laboratuvarlar elbette önemlidir.
Fakat o laboratuvarların içinde hangi hayalin kurulduğu daha önemlidir.
Yeni fakülteler açabilirsiniz.
Ama o fakültelerin hangi vizyonla yönetildiği geleceği belirler.
İşte Prof. Dr. Faruk Yiğit Hocamızın Bolu'ya taşıdığı en değerli sermaye de budur.
Tecrübe...
Kurumsal kültür...
Stratejik bakış...
Ve en önemlisi; yüksek teknolojiye inanan bir yönetim anlayışı.
Bugün bunlar bir vizyondur.
Yarın ise doğru adımlarla Bolu'nun yeni hikâyesine dönüşebilir.
Bolu'da birbiri ardına konkordato ilan eden büyük firmaların kurtuluşu bu reçetede saklıdır.
Şehirleri değiştiren sadece yatırımlar değildir.
Şehirleri değiştiren, o yatırımları hayal edebilen insanlardır.
Bolu'nun kazandığı da tam olarak budur.
Sadece bir rektör değil...
Türkiye'nin teknoloji yolculuğunun içinden gelen bir vizyon.
