Tanju Özcan ve ekibi gerçekte ne yaptı ?

Tanju Özcan ve ekibi gerçekte ne yaptı ?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve beraberindeki belediye başkan yardımcıları, bazı meclis üyeleri ve belediye bürokratlarının gözaltına alınmasıyla birlikte birçok çevrede tartışmaların başladığı bir sürecin içine girdik.

Belediye Başkanı ve yardımcısının tutuklanmasının ardından bu tartışmaların daha da alevlendiği görülüyor.

Başkanın mensubu olduğu CHP saflarında bir panik havasının hâkim olduğu ve Bolsev Vakfı bünyesinde henüz hayata geçirilip geçirilmediğine dair kamuoyunu aydınlatıcı bir bilgi veya belgenin paylaşılmadığı “528 öğrenciye burs verildiği” iddiası üzerinden ülke çapında bir meşruiyet algısı oluşturulmaya çalışıldığı ifade ediliyor.

CHP örgütü tarafından kullanılan ikinci argüman ise Bolsev Vakfı’nın onursal üyeleri arasında şehrin her kesiminden isimlerin bulunduğunun dile getirilmesi. Özellikle AK Partili bazı isimlerin öne çıkarılmasıyla, vakfın siyaset üstü bir girişim olduğu vurgulanıyor.

Bu yolla vakıf çatısı altında yasa dışı hiçbir faaliyetin yapılmadığına Bolu halkını inandırmak suretiyle, konu edilen irtikap suçuna ilişkin bir karartma uygulanmaya çalışıldığı iddia ediliyor.

Elbette bu süreçte konuyu en sağlıklı şekilde analiz etmeyi sağlayacak veriler; savcılık, mahkeme ve resmi makamlardan gelen açıklamalardır.

Nitekim gözaltı sürecinin başında savcılık konuya ilişkin bir duyuru yayımladı. Bunu takip eden diğer açıklamalarla birlikte;

Belediye Başkanı ve bazı yetkililerin bazı zincir market mensuplarını Bolsev Vakfı’na bağış yapmaya zorladıkları,

Bu çağrıya uyarak bağış yapanlarla direnenler arasında ayrım yapıldığı,

Zabıtanın bir baskı aracı olarak kullanıldığı ve zorla bağış toplanmaya çalışıldığı,

Bağışı kabul etmeyen şirketlere yönelik bazı zorlayıcı tedbirlere başvurulduğu

iddiaları gündeme geldi.

Bu durumun, Türk Ceza Kanunu’nun 250/1 maddesinde ifade edilen “icbar suretiyle irtikap” suçunu oluşturduğu kanaatiyle soruşturma ve dava sürecinin başlatıldığı belirtiliyor.

Dolayısıyla kimse kimseyi “şehrin çocuklarına neden burs dağıttınız?” diye suçlamıyor ya da cezalandırmak istemiyor.

Kısacası burada sapla samanın karıştırılması çabasının olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Gerçekten de öyle değil midir?
Haram ya da yasa dışı bir yöntemle kazanılan para, umreye gitme niyetiyle aklanabilir mi?

Gelelim Bolsev Vakfı’nın onur kurulu üyelerinin durumuna.

Liste incelendiğinde; yerel siyasette iktidar ve muhalefet partilerine mensup isimlerin yanı sıra, siyaset üstü bir konumda yer alan saygın iş insanlarının ve hatta şaşırtıcı biçimde FETÖ itirafçıları gibi farklı kesimlerden kişilerin aynı çatı altında yer aldığı görülüyor.

Bolsev Vakfı’nın internet sayfasında yer alan videoda da vakıf lansman toplantısı sırasında bu isimlerin duygularını ifade ettikleri görülüyor.

Bu listede yer alan insanları siyasi kimliği olanlar ve olmayanlar şeklinde iki ayrı kategoride değerlendirmekte fayda var.

Başlangıçta her kesimden insan, Bolu ortak paydasında birleşerek güzel bir amaç uğruna bir araya gelmiş olabilir.

Ancak gelinen noktada siyasi kimlik taşıyan belediye başkanı ve ekibinin, halka sundukları programın dışına çıkarak yasa dışı yöntemlerle hareket ettikleri iddiasıyla yargılanır hale geldikleri görülüyor.

Bu durumda en azından Cumhur İttifakı’na mensup siyasi partilerde önemli görevlerde bulunan bazı isimlerin,

“Başlangıçtaki iyi niyet çerçevesinin dışına çıkılma ihtimali karşısında bu durumu artık kabul etmiyoruz.”

mealinde açıklamalar yapmaları gerekmez mi?

Hatta böyle bir şaibe doğduktan sonra bu yapıdan istifa etmeleri de beklenemez mi?

Sessiz kalmalarının anlaşılabilir olması için, vakıf bünyesinde yapılan tüm iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğuna dair kesin ve açıklanabilir verilere sahip olmaları gerekir.

Eğer böyle bir durum varsa, o zaman da çıkıp tutuklanan belediye başkanı ve ekibinin arkasında durduklarını açıkça ifade etmeleri beklenir.

Zaman ve zemin itibarıyla üç maymunun oynanacağı bir süreçte değiliz.

Bu yolla listede adı geçen şehir insanları sessizliklerini bozarak; en azından itham edilen başkanın ve mensubu olduğu siyasi partinin üst düzey yöneticilerinin kendilerini öne sürerek aklanma girişimlerinin önüne geçebilir ve şık olmayan bir algı çalışmasının öznesi olmaktan kurtulabilirler.

Süreç henüz yeni başlıyor.
Yargı süreci işleyecek ve olacakları hep birlikte izleme imkânı bulacağız.

Bazı sosyal medya paylaşımlarına bakılacak olursa, her şeyin yeni başladığı, Pandora’nın kutusunun açıldığı ve bu konunun daha çok tartışılacağı yönünde bir hava oluşmuş durumda.

Umarım her şey şehrimizin hayrına gelişir. Çünkü bu şehir artık ciddi hizmet gündemleri yerine algı operasyonlarıyla zaman kaybetmek ya da kaybettirilmek istemiyor.

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

Yorum yazın
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Reşat Özcan yazıları