BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN….

BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN….
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Bugün hâlâ bayramı gerçek anlamıyla bayram gibi yaşayabileceğimiz günlere ulaşamadık. Dünya adeta bir ateş çukuru… 1,5 milyarı aşan Müslümanın yaşadığı bir dünyada, en mübarek günlerin arifesinde dahi yüreklerimiz huzur bulamıyor.

Bayramın eşiğinde olmamıza rağmen; dünyanın farklı coğrafyalarından yükselen acı haberler, sevinçlerimizi gölgeliyor. Dünyanın saldırganlığı şiar edinmiş pervasız güçleri ABD ve İsrail’in, bayram gecesinde özellikle “bu güne kadar görülmemiş ağırlıkta saldırılar” planladıklarını açıklamaları, insanlığın ne denli büyük bir sınavdan geçtiğini bir kez daha gösteriyor. Ramazan’ın ortasında, Tahran’da 168 masum yavrunun masum çocukların hayatını kaybettiği saldırılarla başlayan süreç; vicdanları derinden yaralamaya devam ediyor.

7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaklaşık 20 bine yakın çocuk hayatını kaybetti. On binlercesi yaralandı. Ama belki de en ağır olanı; hayatta kalanların yükü… Çünkü bugün Gazze’de 50 binden fazla çocuk, annesini ya da babasını kaybetmiş durumda. Binlercesi ise artık tamamen yalnız…

Bir çocuğun bayram sabahı annesiz uyanması ne demektir?
Bir çocuğun çamura bulanmış kötü bir çadırda aç bir şekilde bayram sabahına uyanması ve babasız bayram namazına gitmesi… ya da gidememesi…

Sahi Tahran’da 168 çocuğu uykularında acımasızca katledilen anneler bu gece neler hissediyorlardır.

İşte biz böyle bir dünyada bayrama giriyoruz.

Aslında biz on yıllardır hep bu duygu ile Bayramlara girmiyor muyuz?

1980-1990’lı yıllarda diriliş muştuları adı altında ve “Bayramsa bayramınız mübarek olsun” başlığı ile dilimize pelesenk olan bir marş vardı.

“Hiçe sayılıyor bak din-i İslâm,
kan gölüne döndü bak Afganistan,
bayram mı olurmuş gözyaşlarından?
Bayramsa bayramınız mübarek olsun.

Onulmaz yaralar merhem beklerken,
Ayasofya mahzun, feryat ederken,
Kudüs boynu bükük, mahzun bakarken,
Bayramsa bayramınız mübarek olsun.

Derdim anlatmaya yetmiyor lisan,
esaret altında mazlum Müslüman,
bak bülbüller sustu, bağlar perişan,
Bayramsa bayramınız mübarek olsun.

Gurbete düşmüşüz, vatandan ırak,
İslâm unutulmuş, yuvalar harap,
bize gerçek bayram nasip et ya Rab,
Bayramsa bayramınız mübarek olsun.”

O günlerden bu yana ne değişti. Evet belki yarın Ayasofya’da Bayram namazını eda edebileceğiz ama dün Afganistan’da analar ağlarken bu gün Gazze’de, Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da ve İran’da analar bayram gecesi ağlamıyorlar mı?

Ve Kudüs…
Mescid-i Aksa…

Ramazan boyunca milyonlarca Müslümanın hasretle yöneldiği o mukaddes mekân, bu yıl da özgürce ibadete açık değildi. Kapılar vardı ama yollar kapalıydı… İzinler vardı ama ulaşabilenler sınırlıydı… Nice Müslüman, belki de birkaç kilometre ötesinde olduğu halde Mescid-i Aksa’ya varamadı.

Bayram sabahı geldiğinde de manzara değişmiyor.
Kimileri saf tutacak…
Kimileri ise yine uzaktan bakmak zorunda kalacak…

Bir tarafta bayram namazı, diğer tarafta hasret…
Bir tarafta sevinç, diğer tarafta mahzun bir bekleyiş…

Böyle bir tabloda insanın dili kilitleniyor.
Ne söylesek eksik, ne yazsak yarım kalıyor.

Böyle bir tabloda bayramın neşesini tüm kalbimizle hissedebilmek ne yazık ki kolay değil. Çünkü bir yerde çocuklar susarken, anneler ağlarken, şehirler yıkılırken; diğer yerde bayram sevincini eksiksiz yaşamak insanın içine sinmiyor.

Belki de bu yüzden tek bir cümle kalıyor geriye:

Gerçekten bayramsa…
bayramınız mübarek olsun.

Temennimiz odur ki; bir gün bayram sabahına uyandığımızda, hiçbir çocuğun yetim kalmadığı, hiçbir annenin ağlamadığı, hiçbir mabedin mahzun kalmadığı bir dünya ile karşılaşalım.

O gün geldiğinde…
işte o zaman bayram gerçekten bayram olacak.

Peki bu şartlarda elimizden ne gelir?

Her zamankinden çok birbirimize sarılacağız. Farklılıklarımıza set vurup ortak noktalarımıza yoğunlaşacağız. Soğuk MSN ya da Whatsup mesajlarına sığınmadan sevdiklerimizle “ru be ru” kucaklaşacağız. İnadına Bayramlarımızı diri tutacağız. Yoksullarımızı, kimsesizlerimizi asla yalnız bırakmayacağız.

Elimizden gidenlere karşılık elimizde olanların kıymetini bileceğiz. Hayatta olan anne ve babalarını sudan sebeplerle yalnız bırakan evlatlara, artık hayatta olmayan ve bu nedenle ellerini öpme imkânı bulamayacakları anne ve babalarının yokluk acısını yüreğinde hisseden insanların yüzüne bakmalarını tavsiye ederim.

Ailelerimizi bir arada tutacağız. Dostlarımızı çoğaltacağız. Yakıtı insanlar olan yakıcı cehennem azabından ehlimizi ve çocuklarımızı korumak için elimizden geleni yapacağız. Ve bir gün mutlaka Dünyayı ateşe veren bu azgınlar ordusunu yok etmek için besili atlar hazırlayacağız.

Bayramların Bayram olduğu bir Dünyaya kavuşmak temennisiyle, tüm hemşerilerimizin Mübarek Ramazan Bayramlarını tebrik ediyor, tüm dostlarımızın huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir Bayram geçirmeleri diliyorum.

Kalın sağlıcakla….