Eşeğemi Diyoruz Lan?

Eşeğemi Diyoruz Lan?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Bolu’da iki çocuk…
Elektrikli bisiklete biniyorlar.
Düşüp, yaralanıyorlar.
Canları yanıyor.
O sırada gazeteciler geliyor.
Kamuya açık alanda yaşanan kazayı görüntülemek istiyorlar.
Ve sağlık çalışanlarından bir cevap geliyor:
“Çekmeyin, eşeğe mi diyoruz lan!”
Ne kadar medeni.
Ne kadar mesleki.
Ne kadar örnek bir iletişim.

*
Çocuk yaralanmış.
Orada olması gereken şey belli:
İlk yardım.
Tıbbi müdahale.
Sakinlik.
Şefkat.
İletişim.
Ama bizim sağlık kahramanımızın acil müdahalesi başka:
Gazeteciye ayar vermek!

*
Bakınız…
Gazetecinin görüntü alması elbette her durumda sınırsız bir hak değildir.
Yaralı çocukların mahremiyeti korunmalıdır.
Çocukların yüzleri, kimlikleri, özel bilgileri yayınlanmamalıdır.
Bunda kimsenin itirazı yok.
Hatta tam tersine…
Sağlık çalışanı, çocukların mahremiyetini korumak için gazeteciden çekim yapmamasını isteyebilir.
Gayet normal.
Gayet anlaşılır.
Gayet insani.
Fakat…
“Çekmeyin” demek başka,
“Eşeğe mi diyoruz lan” demek başka.
Biri görev bilinci.
Diğeri kabadayılık.
Biri iletişim.
Diğeri saygısızlık.
Biri sağlık çalışanının sorumluluğu.
Diğeri sokak ağzıyla üstünlük kurma çabası.

*
Kamuya açık alandasınız.
Üstelik yaralı iki çocuğun başındasınız.
Üzerinizde sağlıkçı kıyafeti var.
İnsanların size güvenmesi gerekiyor.
Çünkü siz, insanların en çaresiz anında yanında olması gereken kişisiniz.
Hasta korkacak…
Siz sakin olacaksınız.
Çocuk ağlayacak…
Siz teselli edeceksiniz.
Yakını panikleyecek…
Siz soğukkanlı davranacaksınız.
Gazeteci çekim yapmak isteyecek…
Siz de diyeceksiniz ki:
“Çocukların mahremiyeti nedeniyle lütfen görüntü almayın.”
Bitti.
Bu kadar.
Bunun için üniversite diplomasına gerek yok.
İnsan olmak yeterli.

*
Ama “lan” girince cümlenin içine…
Meslek çıkıyor.
Saygı çıkıyor.
Devlet ciddiyeti çıkıyor.
Geriye mahalle kavgası kalıyor.
Sonra da vatandaş soruyor:
“Bunlar sağlıkçı mı, yoksa acil servisin mafya ekibi mi?”

*
Elbette bütün sağlık çalışanlarını aynı kefeye koymuyorum.
Canını dişine takarak çalışan,
gecesini gündüzüne katan,
şiddete uğrayan,
yorgunluktan bitkin düşen binlerce sağlık çalışanının hakkını teslim ediyoruz.
Tam da bu yüzden…
Mesleğin saygınlığını birkaç kelimelik görgüsüzlüğe teslim etmemek gerekiyor.
Çünkü sağlık çalışanı olmak yalnızca tansiyon ölçmek, serum takmak, ambulans kullanmak değildir.
İnsana dokunmaktır.
İnsana dokunuyorsanız…
Önce insan gibi konuşacaksınız.

*
Bir de şu var. 
Gazeteciyi susturmanın yolu bağırmak değildir.
Kamerayı susturmanın yolu hakaret değildir.
Vatandaşı susturmanın yolu kabadayılık değildir.
Hele hele yaralı çocukların bulunduğu bir ortamda hiç değildir.
Gazeteci yanlış yaptıysa…
Şikâyet edersin.
Görüntü hukuka aykırıysa…
Hukuk devreye girer.
Mahremiyet ihlal edildiyse…
Gereği yapılır.
Ama “lan” deyip kabadayılık yapmak?
O, kamu hizmeti değildir.
Kamu görevinin üzerine ‘mahalle ağzı sosu’ dökmektir.